26 Haziran 2015

Sanat 101

Merhabalar, yaklaşık 20 gündür okuduğum Sanat 101 adlı kitabı az önce bitirdim ve buradan kitap ile ilgili görüşlerimi paylaşmak istedim. 20 günde okudum fakat; bu zaman içinde blog'da da bahsettiğim bir de Paris'te Bir Türk Ressam adlı kitabı okumuştum.
Kitap, sanat üslupları, sanat hareketleri, sanat eserleri  ve sanatçıların hayat hikayelerini kısa kısa yazılarla anlatıyor. İstediğiniz kısmı okuyabilir, istemediklerinizi de atlayabilirsiniz. Tabi ben hepsini okudum meraktan. İleri seviyedeki sanat öğrencilerine yönelik ders kitaplarından birini okuyormuş hissine kapılmıyorsunuz. Kitapta bazı söz edilen resim ve sanatçılarla ilgili renkli görseller de mevcut. Böylece uzun uzun bahsedilen resmi hemen kitapta görebiliyorsunuz. 


23 Haziran 2015

Kedilere Süt Veren Küçük Kız

Uzun zamandır 19. yy. resim sanatına uygun bir resim yapmak istiyordum. Resimde bir kız çocuğunun olacağı zaten hep aklımda vardı. Hatta biraz da eşimin çocukluğuna benzesin istiyordum. Kıvırcık siyah saçlar ve yuvarlak bir yüz)) Emile Munier'in bu tarz çok tablosu vardı. Onlardan biri ile yola çıkarak, komşumuzun kızı'na da benzesin istiyordum kız figürünün.

İlk kez çocuk resmi ve bir hayvan (kedi) yaptım sanırım. Yine her resmimde olduğu gibi tüm resmi 2 günde yaptıysam 2 günde de sadece gözlerini ve kaşlarını yapabildim. Hemen çerçeveletip evin en güzel köşesine astım. Şimdi bu küçük güzel kız duvardan bize bakıyor. Kim bilir belki benim kızım da böyle olur.

Still: 19. yy.Gerçekçiliği
Tür: Portre
Teknik: Yağlı boya
Materyal: Tuval
Ölçüler: 35X50 cm

Çerçeveletmeden hemen önce, duvarda yağlı boyanın kuruması için 4-5 gün bekletmiştim. 


Daha yakından bakabilirsiniz...))


Yaparken zorlandığım bir yer daha vardı açıkçası... O da yukarıdaki yorganın ipeksi gibi durmasını önce yapamam sandım. Ama doğru renkleri bulunca hemen sevinerek uyguladım ve yorganı bitirdim.))




16 Haziran 2015

A4 Kağıt Üzerine Pastel - Yıldız Tilbe

Birkaç saat önce, ofiste pek de işim yoktu. Öğle arası yemek yemek de istemedim. Hazır pastel boyalarım yanımdayken aklımda olan birini resmetmek istedim. Daha önce yine ofiste Frida Kahlo'yu çizmiştim. Buradan bakabilirsiniz. Daha sonra o resmin sprey vernikle üstünden geçmiş çerçeveleyerek onu Frida Kahlo'yu çok seven bir arkadaşıma hediye etmiştim ve çok mutlu olmuştu. Hediyemi verirken kendime de bunun Yıldız Tilbe'lisini yapacağım demiştim ona))

Açtım internetten bir resmini; aldım A4 kağıt ve boyalarımı önüme başladım çiziktirmeye)) A4 kağıdı da neticede küçük boyutlu bir kağıt, pek pastel boya ile ayrıntılara girmek de mümkün olmuyor. Ve sonunda bu çıktı. 


15 Haziran 2015

Paris'te Bir Türk Ressam

Merhabalar,

İki günde bitirdiğim bir kitabı hemen paylaşmak istedim. Aslında Sanat 101 kitabını okuyordum. Ama daha önce aldığım Paris'te Bir Türk Ressam adlı Hıfzı Topuz'un kitabına da şöyle bir göz atayım dedim. İlk giriş kısmını şöyle bir okurken bir baktım bırakamıyorum ve dün öğlene doğru kitabı yarılamıştım ki zaten kitap 152 sayfa ve yaklaşık 50 sayfası da resim ve fotoğraflardan oluşuyor.

"...Bazen deli rolü oynarken deliyorum."F.Mualla

Kitap, önemli ressamlarımızdan ve bohem hayat yaşayan daha doğrusu yaşamak zorunda kalan Fikret Mualla'nın hayatını Hızfı Topuz'un gözünden anlatıyor. Ama Hıfzı Topuz farklı insanların Fikret Mualla hakkındaki görüşlerine de yer vermiş. Belli bir kronoloji yok. Fikret Mualla'nın İstanbul, Ayvalık, Berlin, Paris gibi yerlerde anıları toplanmış. Kitabın arkasındaki özet kısmını da merak edenler için buraya koyuyorum.

"...şöyle akşamdan sabaha huzurla bir ölebilsem gözüm arkada kalmayacak."F.Mualla

Birçok insan tarafından Fikret Mualla ile ilgili bilinen olay; Picasso'nun bir tablosunu ele geçirmesine rağmen onu yok denecek bir paraya satmasıdır. Ancak, bu olay Mualla tarafından Topuz'a başka anlatılmış. Yine Mualla tarafından başka başka insanlara başka başka anlatılmış. Topuz da artık hangi hikaye doğrudur diye hepsine de kitapta yer vermiş. Galiba bu farklı hikayelerde Mualla'nın delilik sınırlarında gezmesinin de etkisi var.



Bana göre, eşsiz resimler yapmış gündelik hayatı anlatan. Tabi ömrünün çoğu Paris'te geçtiği için Paris'in gündelik hayatını, kafelerini, barlarını, kadınlarını yansıtmış hep tuvallerine, kağıtlarına... Kitapta da bolca bu güzel resimlere yer verilmiş. Nadiren yağlıboya yapar, guaj tekniği daha hızlı bittiğinden guajı seçer, sıkıntıya gelemez çünkü.




Hayatını okurken sanki bir film izlemiş gibi oldum, tam filme uyarlanıp ilgi ve beğeni çekecek cinsten. Böyle delilik sınırlarında gezinirken, Picasso'nun bile resimlerine hayran kaldığı bir ressamın acı hikayesi... Resim sanatı ile özel bir ilginiz olmasa dahi bu büyük hayatı zevkle okuyarak Fikret Mualla'yı daha yakından tanıyabilirsiniz.

12 Haziran 2015

Kuşlar-2

Bir dönem kuş resimleri yapmayı kafaya takmıştım. İlk olarak benim için çok özel olan mavi renkli kuşlar tablomu yapmıştım blogumda burada anlatmıştım.

Daha sonra kız kardeşim, benden turuncu kırmızı tonlarında yine kuşlar tablosu çalışmamı istemişti kendi için. Evinin tonları o renklerde olduğundan)) Ve bu tabloyu yapmıştım.


Tim's Vermeer (Belgesel)

Özellikle İnci Küpeli Kız tablosu ile tanınan hollandalı ressam Vermeer'in eserleri ve bunları yaparken kullanıldığına inanılan resim tekniği üzerine bir belgesel...Tim Jenison ise ünlü televizyon programcısıymış, yeni öğrendim. Aklına koyduğunu yapan sabırlı bir adam. Belgeselin ismi de buradan geliyor: Tim'in Vermeer'i...


Belgeselin konusu Vermeer'in resimlerini yaparken kullandığı bir sırra dayanıyor: Camera Obscura. Bu tekniği kullanarak Tim, acaba Vermeer gibi resim yapabilecek mi? Ya da gerçekten Vermeer bu tekniği kullandı mı? Eğer kullandıysa 350 yıllık sanatçı kimliği zedelenecek mi?




Resim sanatı üzerine özel bir ilginiz olmasa dahi merak ve ilgiyle izleyebileceğiniz türde bir belgesel film. Özellikle Tim'in azmi ve sabrı hayranlık uyandırıcı.
Puan:9/10 





10 Haziran 2015

Eşim'in Doğumgünü

Dün yani, 9 haziran eşimin doğum günüydü. Böyle günlerde para bastırıp hediye almak bana çok da önemli ve değerli gelmiyor her zaman. Aynı şekilde, kendimle ilgili bir şey olsa da para verilerek alınan hediyelerden hoşlanmıyorum. Biraz emek katmak daha anlamlı geliyor. 

Eşim 5 aylık hamile ve Ayşe'mizi merakla da bekliyoruz. Biraz Ayşe'nin gözünden biraz da benim gözümden eşime kartlar hazırladım. Yaklaşık bir haftaboyunca iş yerinde powerpoint sunumu olarak onlarca slaytlar hazırladım ve en sonunda da bu slaytları karton kağıtlara bastırttım. 

Akşam olduğunda eşim, yaptığım hediye karşısında çok sevindi ve duygulandı. Buradan da güzel gözlü hayat kaynağımın doğum gününü kutluyorum. Ve bazı kartları buradan paylaşmak istedim...





















Haftasonu 4 film izledim!

Geçen haftasonu hep evdeydik ve eşimle film izleyerek günlerimizi değerlendirmek istedik. Ne zamandır evde bulunan 4 filmi nihayet 2 günde bitirdik.
Cumartesi günü: Still Alice ve Big Eyes
Pazar günü: Kramer vs. Kramer ve The Theory of Everything


Kısaca değerlendirirsem;

Still Alice: Julianne Moore'un oyunculuğu ile öne çıkan filmin konusunu başarılı bir akademisyenin git gide daha da hayatını zorlaştıran alzheimer hastalığı ile yaşadıkları diye özetleyebiliriz. Unutmaya başlama ve sonrasında film acıtasyona kaçabilecekken bunu başarıyor. Hüzünlü bir aile hikayesi olarak aklımda kalacak filmde Moore kadar Kristen Stewart'ın da oyunculuğu göz alıcıydı.
Puan:7/10

Big Eyes: Film diğer Tim Burton filmlerinden farklı gibi gözükse de, yer yer belli ediyor bir Burton filmi olduğunu. Gerçek ressam olan karısının üzerinden geçinen christoph waltz'ın şahane oynadığı karaktere film boyunca gıcık oluyorsunuz. Adamın oyunculuğu için bile izlenir. Kaldı ki benim gibi resim sanatını seven biriyseniz extra merakla izleyeceksiniz.
Puan:7/10

Kramer Vs. Kramer: 1979 yılında çekilen bu film, çok hüzünlü olmakla birlikte aile, çocuk, boşanma vs gibi konular hakkında son derece sömüreye kaçmadan güzel hikaye sunuyor. Oyunculuklar şahane. Meryl Streep'in gençliğindeki güzelliğini görmek de öyle, her ne kadar filmde bir nevi kötü karakteri oynasa da...
Puan:8/10

The Theory of Everything: Stephen Hawking'in bir zamanlar eşi olan Jane Hawking tarafından kaleme alınan kitaptan senaryolaştırılan film oldukça hızlı ilerliyordu. Bu tarz filmlerde kişinin bütün hayatını 2 saate sığdırmaya çalışılınca, hep birşeyler eksik kalıyor. Hawking'in mesleki yaşantısı ve düşünce sistemine bolca yer verilir sanmıştım ama yanılmışım. Yine de böyle zeki bir adamın hayatının bir bölümünü izlemek ilginçti.
Puan:6/10




2 Haziran 2015

Benim Hüzünlü Yalnız Ağacım

Havada bir elektrik var. Rüzgar rüzgar... Aniden oluşan ufak çaplı hortumvari rüzgarlar. Ne varsa yerde havalandırıyor; yaprakları, poşetleri, gazete yapraklarını... Kasvetli havada yağmur yok! Şu bulutlar bir ağlasalar da rahatlasalar. 
Rüzgara karşı koymaya çalışan zavallı ağaçlar... Bir inatçı ağacın gövdesi kalın... Başarıyor rüzgara karşı göğe durmayı yaprakları her yana dökülse de. Evde yalnız ben... 2013 baharı... Geçiyorum tehlikesiz bir tuvalin karşısına yarım saatliğine. Bulutlar ağlamaya başlarken, bitiyor resim...