31 Mayıs 2015

Taş Boyama - Kötü Kedi


Merhabalar,

Evde uzun zamandır kullanmayı unuttuğum akrilik boyalarım vardı. Tuval üzerine akrilik boyayı çok da sevmiyorum. Başka bir yere uygulamam gerekti bu boyaları. Dün uzunca başka bir yağlı boya (yakında biterse yayınlayacağım) üzerinde çalıştıktan sonra, evde biraz oturunca sıkıldım. 



Hemen akrilik boyaları çıkarıp, evde daha önce boyarım diye toplanan taşlarımı boyamak istedim. Avuç içinden biraz küçük düz, oval ve beyaz bir tane taş bulunca hemen ona uygulamak istedim. Ve sonuç bu... Ne yapacağım bu kedili taşı bilmiyorum? Adını da kötü kedi şeraffettinden dolayı kötü kedi koydum ))




Burada da, yapım aşamasından bir fotoğraf var. Önce kedinin konturunu siyah akrilik boya ile çizdim ve etrafını sarıya boyadım. En son olarak da sprey vernikle üzerinden biraz geçtim...





28 Mayıs 2015

Kill Bill Volume 1&2

Yaklaşık 10 yıl önce defalarca ve deli gibi izlediğim Kill Bill Volume 1&2’yi, bu kez de 10 yıl aradan sonra eşimle yeniden izledim. Hele volume 2’yi beklerken ki o geçmeyen zamanı düşünüyorum da şimdi…


Uma Thurman  nam-ı diğer Gelin ‘bride’ yine aynıydı, yine Hattori Hanzo kılıcıyla dövüş yapıyordu sanki bale yaparak. Onun için sanırım dövüş sanatı deniyor buna… Tarantino'nun acı tatlı soslu şiddet severliği bu filmlerde de bolca...Yine kesip biçmeler, uçuşan kopan uzuvlar, dökülen kanlar, Biz değişmişiz sadece, film aynı kalmış...



Bill ve bride arasındaki ölümcül ilişki tam en arızalısından aşk işte.. Daha sonra aralarında intikam alma duygusunda da aşkı anlayabiliyorsunuz. Bill'den intikam almadan önce, Gelinin önce kendine bir ölüm listesi hazırlaması gerekiyor yarım kalan işlerini bitirmek için...





Hele bir de soundtracki vardır ki tadından doysanız bile defalarca yersiniz))
Filmin açılışında Frank Sinatra'nın kızı Nancy Sinatra tarafından seslendirilen Bang Bang nasıl bir filmin bizi beklediğini haberler gibi...
İzlemediyseniz izleyin, izlediyseniz bir kez daha izleyin diyorum))

27 Mayıs 2015

Israel kamakawiwo'ole'yi bi dinleyin...

Türkiye'de bilenlerinin sayısının çok az olduğu ancak; gökyüzünde ılık sesiyle şarkılar söyleyen ve 1997'de 38 yaşında obezite nedeni ile aramızdan ayrılan Hawaiili müzisyen Israel kamakawiwo'ole ile tanışmanızı istedim.

Yüreği vücudundan da büyük olan şarkıcının sesi, insanda öyle bir etki yapıyor ki sanki siz cennete giriyorsunuz ve o size cennet kapısında ön hazırlık olarak huzur veren sesiyle selamlıyor...

Tanımayanların, bilmeyenlerin mutlaka dinlemesini tavsiye ediyorum. 

Somewhere Over The Rainbow adlı şarkısını dinlemek için; tık tıkk...








Mitoloji'den savaşçı kuş

Bir ara da mitoloji ilgimi çekmişti. Ben de mitoloji ve resim sanatı üzerinde kendi kendime araştırmalar yapıyordum. İkisinin birlikteliği ile çok fazla resim vardı. Ben de tuvale bir şeyler yansıtmak istiyordum araştırmalarım doğrultusunda...
Ve sonuçta savaşçı bir mitolojik kuş yaptım.
Resmi bir arkadaşıma hediye etmiştim; elimde yüksek çözünürlüklü bir fotoğrafı yok maalesef..



Yalnız bu tablomda ufak bir eğlenceli detay var)) Resmin yukarısındaki süsleme çizimleri sanat halının logosundan yola çıkarak yapmıştım.))

26 Mayıs 2015

Flüt Çalan Adam

Merhaba,
2013 yılı sanırım resim yapma açısından verimli geçmiş.)) Yine o zamanlardan bir tablom: Flüt Çalan Adam...
Aslında tuvalde başka bir resim vardı, beğenmediğim.
Ben de maviye boyamıştım gelişigüzel.
Daha sonrasında flüt çalan adam figürü eklemiştim.


Bazı arkadaşlarım gelişigüzel atılan boya lekelerini balığa benzetti. Bazıları flütten çıkan notalara.. Resim sanatı herkes de farklı etki yaratır ))

22 Mayıs 2015

Galata Kulesi

Yine 2013 yılına ait ve bende olmayan bir tablomu daha paylaşmak istedim. Aklımda hep kız kulesi ya da galata kulesi resmi yapmak vardı, tabi alışılmışın dışında...Gerçekçi olmayan bir resim. Her türlü resim tarzını, türünü, akımını vs. seviyorum ama tek sevmediğim tür varsa o da gerçekçi manzara resimleridir. Öyle olmamasını isteyerek kendimce bir manzara yaptım bu resmimde.

Bu arada, resmin arka planını ellerimle, parmaklarımla boyadım. Yakından bakınca parmak izlerim gözükebilir. Kızkardeşim almıştı benden tabloyu)) İyi bakıyordur umarım))



20 Mayıs 2015

Abajur üstüne yağlıboya

Merhabalar,
Uzun zamandır tuval üzerine yağlı boya resimler yapıyorum. Ancak hep aklımda tuval yerine daha başka neler kullanabilirim sorusu vardı. İkea'dan ucuz abajurlerden almıştım yağlıboya uygulamak için. Tanesi 10 liraydı)) Sırf nasıl olacağını önceden bir göreyim diye ucuz istedim. Haa bu yaptığım çok da güzel değil bana göre... Ama şimdi denersem daha güzelini yapabileceğime inanıyorum.


Fellah Köftesi

Resim yaparken nasıl bu dünyadan uzaklaşıp mutlu oluyorsam aynı şekilde yemek yaparken de öyle oluyorum. Eşimle dün evde otururken canımız bulgurlu ve soslu bir şeyler çekince Fellah Köftesi yapalım dedik. İnternette onlarca Fellah köftesi tarifi bulabilirsiniz ancak ben daha çok ayrıntılarından bahsederek tarifi vermek istiyorum.



Malzemeler - 2 kişilik ama dolu dolu :)

2 su bardağı ince bulgur
2 su bardağı sıcak su
1 su bardağı irmik
1 adet yumurta
4-5 yemek kaşığı un
1 tatlı kaşığı kuru nane
2 tatlı kaşığı tuz
1 tatlı kaşığı karabiber
1 yemek kaşığı salça

Önce bulguru sıcak su ile ıslayıp demlenmesini 3-4 dakika bekleyin.
Bulgur şiştikten sonra diğer malzemeleri de ekleyip iyice yoğurun.
Bu aşamada biraz daha suya ihtiyacınız olabilir ama bu kez yumurtada koyduğunuz için yumurtanın haşlanmaması için ılık su eklemelisiniz.
Fındık büyüklüğündeki parçaları yuvarlayın ve serçe parmağınızla ortasına ufak bir delik açın.
Un serpilmiş tepsiye yerleştirdiğiniz köfteleri yaklaşık bir yarım saat buzdolabında dinlendirin ve soğutun. Bu haşlanırken dağılmasını önleyecektir.


18 Mayıs 2015

Büyük Sanatçıların Gizli Hayatları

Özellikle benim gibi sanat tarihine ve sanatçıların yaşamlarına ilgi duyanların severek okuyacağı ve sempatik bir dille de yazılmış bu kitabı hafta sonu hemen okuyup bitirdim. Kitabın kapağında da belirtildiği gibi "öğretmenlerinizin size büyük ressamlar ve heykeltıraşlar hakkında asla anlatmadığı şeyler" ile kitap bir çok farklı ve şaşılacak anekdotlarla dolu.




14 Mayıs 2015

Bugün Benim Doğumgünüm

Evet, dün Mayıs'ın 14'üydü.
Adana topraklarında dünyaya gözlerimi açışımın, göbeğimin kesilişinin, annemin 4,8 kg'lık ağırlığından kurtuluşunun 31. yılı geride kaldı.
Böyle iştahlıca anlattığıma bakmayın aslında pek de doğum günü ve onun kutlamalarından çok da haz ettiğim söylenemez.
Ama dün sanki çocuk gibiydim kutlayanlara karşı.
Çok çokkk uzun bir aradan sonra böyle hissettim nedenini de bilmiyorum.
Önce ofisteki arkadaşlarım güzel bir pasta ve güzel hediyeleriyle kutladılar.



11 Mayıs 2015

Dans eden kuklalar

Yine resme başladığım ilk dönemlere ait bir tablomu burda paylaşmak istedim sizlerle. O kadar çok tablo yapmışım ki özellikle de evlenmeden önce, onları da buraya eklemek istiyorum. Birçoğu artık bende değil. Bazen tesadüfen bilgisayarımı karıştırırken fotoğraflarını görüyorum "aa bunu da yapmıştım" diyorum hayretle)) Bu kuklaları da nasıl ve neyi düşünerek yaptığımı pek hatırlamıyorum açıkçası.


8 Mayıs 2015

Otoportrem

Merhaba yeniden! Resme başlayalı yaklaşık dört yılı geçti ve artık daha iyi resimler yapabildiğimi sanıyorum. En azından insan yüzlerini artık daha iyi kavrayıp tuvale bir şekilde aktarabiliyorum. Her ressam ya da resim yapmaya ilgi duyan her insan illa ki kendi portesini yapmıştır ya da denemiştir. Ben de kendimi görmek istedim bir tablomda. Bunun için 2009 yılına ait yani çeyrek asır yaşında olduğum bir resmimi kullanmak istedim. Ve Kahlo'nun yaşamını okuduğum ve resimlerini teker teker incelediğim dönemde bu tablo çıktı...




    

5 Mayıs 2015

Afrikalı Anne ve Çocuğu

Evet, resme başladığım ilk zamanlardan kalma bir tablomu daha sizinle paylaşmaya devam ediyorum. Yağlıboya çalışmaya beni sevk eden özellikle afrika sanatına ait tabloları sevmemdi. Resme karşı her zaman bir ilgim ve bir şekilde becerim vardı. İlk başlarda çok fazla afrikalı kadın resimleri çalıştım. Hiç biri istediğim gibi olmadığından tuvalleri kırıp attım. Ama biraz zaman geçmişti ki birçok arkadaşımın beğendiği bu tabloyu yapmıştım.


Marmaris'te Bir Hafta


İş seyahati nedeni ile geçen haftayı ilk kez bulunduğum Marmaris'te geçirdim. Ankara'nın soğuk ve gri havasından sonra, mavi ile yeşilin birbirine girdiği bir yerde olmak güzeldi tabii...  Güzel ama eşimden ilk kez bu kadar ayrı kaldım; üstelik onda iki kalp birden atarken.Yine de tüm Marmaris'i boş günler de yaratarak gezip bitirdim bile kulağımda hep müzikle.